Anam

Garip anam

Ağzı var dili yok anam

Başörtüsü var

Başı yok anam

Cahil anam

Irgat anam

Gözü ile gören

Gözü ile öğrenen anam

Anadolu'nun bağrında

Bir taş ,bir sopa, bir eşya gibi

İtilip kalkılan anam

Seni öyle özledim ki bilemezsin

Benim kavruk anam

Benim yanık anam

Anaç doğurgan anam

Benim ciğerli yürekli anam

Okumamış yazmamış

Hesap da bilmemiş anam

Tavuk satın alırken pazarlık yapan

Kırk kuruş çoktur elli kuruş olsun

Diyen anam

Seni Anadolu'nun saflığında

Seni tandır başının sıcağında

Mutfaktaki tüten ocağında

Seni aha şuracıkta başucumda

Öyle özledim ki

Bilemezsin

Gelin oldun

El pençe divan durdun

Herkes uyuduktan sonra

Sen de biraz uyurdun

Sabahın isli şafağından

Akşamın karanlığına kadar

Savruldun durdun

Şurası ahır, şurası tezek

Şurası tarla, şurası mutfak

Şurası tahta ,tekne, şurası ekmek

Şurası orman, şurası odun

Şurası ebe Ceve hala

Şurası yatak

Koşturdun durdun

Benim garip anam

Benim mahcup anam

Hiç bilmedin insan haklarını

Hiç bilmedin kadın haklarını

Hiç bilmedin doğum haplarını

Hiç bilmedin kadınlığını insanlığını

Evrenin bir parçası gibi

Sandın kendini

Değirmen taşı gibi

Gördün kendini

Döndün durdun

Onun için

Hiç sorgulamadın kendini

Benim garip anam

Benim cahil anam

Benim çilekeş anam

Bilmedin

Bildirmediler

Seni durmadan sömürdüler

Başına kofik

Ağzına yaşmak verip susturdular

Günah dediler, ayıp dediler

Kadın dediler, avrat dediler

Eksik etek dediler

Saçı uzun, aklı kısa dediler

Seni geri kalmışlığın sonsuzunda

İnsanlıktan sildiler

© Copyright Cemil Altay. Tüm hakları saklıdır.