Doğduğunda
Gök gözlerinde yıldızlar parlamıştı
Nazar boncukları ortadan çatlamıştı
Bir nergis kadar narin
Bir yumurta kadar kırılgan
Pembe dudaklarında
Gelincikler açmıştı
Dili çözülmeye başladığında
Yumurtaya ogana domatese dokames
Kelebeğe ebelek demiştin
Dili tam çözüldüğünde
Kimse onu susturamamıştı
Bir gün bahar meltemi
Bir gün lodos
Bir günde Toros’lardan poyraz eserdi
İstediği olmazsa kendi kendini yerdi
Nisan yağmurlarında ağlar
Mayıs güneşiyle yuyunurdu
Simay büyüdü sonra
Kırlarda sekerek yürüyen
Bir ürkek ceylan oldu
Ceylanım benim
Kıyamam sana bakmaya
Kıyamam sana dokunmaya
Bir sihirli fanus gibisin
Bir o kadar narin bir o kadar incesin
Tanrım yolunu açık etsin.
