Canım kardeşim
Gurbetçim
Altmışlarda gittin gurbete
Bir beyaz mendille el salladık size
Tren ufuktan kaybolana kadar
Göz yaşlarımız döküldü kalbimize
Arkanızda kaldı sefalet
Arkanızda kaldı köyünüz
Sarı öküzünüz
Dağlarınız denizleriniz
Yayık ayranınız, lavaş ekmeyiniz
Kardeşiniz bacınız eşiniz ve de çocuklarınız
Gözyaşıyla birleşti buruk halimiz
Aradan yıllar geçti
Hasret çöktü yüreğinize
Aklınıza düştü
Köyünüz akrabanız
Kadınınız babanız çocuğunuz
Bir hasret sardı bedeninizi
Gırtlağınızda düğümlendi vatanınız
Bir türkü söylediniz
Uzaklardan ta uzaklardan
Bir uzun hava dinlediniz
Anadolu buram buram burnunuzda
Toroslar Kaçkarlar
Kara deniz Ak deniz
Yaylalar bin bir renk çiçekler
El sallıyor size
Hadi gel hasretini dindir
Hadi gel geride kalanları sevindir
Hadi gel yüreğindeki acıyı dindir
Kaz tüylü fotür şapkanı giydiniz
Şöyle bir o yana bir bu yana gezindiniz
Gitmek lazım memlekete dediniz
Emeğinle aldığın arabana bindiniz
Ver elini Türkiye
İçinde bir sevinç kanat çırpıyor
Yüreğinde bir gurur dolup taşıyor
Düştünüz yollara
Tam iki gün iki gece de
Geldiniz köyünüze
Biraz havalı biraz mağrur
Sevinç gözyaşları döküldü bedeninize
Ne kadar özlemişsiniz memleket ininizi
Suyunu aşını ekmeğini
En çokta insanların insanlığını
Samimi sıcak birazda utangaç
Neleri kaybedip
Neleri kazandığınızı
İşte o zaman anladınız.
Hoş geldiniz gurbetçim
Hoş geldiniz.
