Bir müddet sonra kalktık, vagonumuza döndük.Öğleye yakındı. Ankara’ya geldik.Uzaktan Ulu Atamız Atatürk’ün yattığı Anıt gözüküyordu.Bir tarih orada yatıyordu.Bir büyük komutan orada yatıyordu.Bir büyük deha orada yatıyor,bir büyük siyasetçi orada yatıyor!İçimden ruhuna Fatiha okudum.
Gün bir türlü geçmiyor!İçeri giriyorum, dışarı çıkıyorum, koridordaki camdan manzaraları seyrediyorum.
Bir ara gözüme trenden kömür çapağı kaçtı, onu çıkarmaya çalıştık,böylece yola devam ettik.Trende bir gece daha geçirecektik.“Allah’ım bu geceyi kısalt!” demek geldi içimden.
Tüneller başladı.Ben, kendimi oyalamak için tünelleri saymaya başladım.Bilmem kaçıncı tüneldi, uykuya yenik düştüm.Sabaha karşı kalktım, Kemah’a yakın bir yerdeydik.İçim sevinç doldu!Hadi güneş sende daha parlak doğ,içimi ısıt!Turnalar sizde haber verin, Cemil geliyor!
İki saat sonra Erzincan Garı’na girdik.Tren, istasyon garında durdu.Ayağımı perona attım, Tanrım nihayet gelmiştim! İstasyonda Filiz’in yüzde yüz beni karşılayacağından emindim.Ama yalnız kayınpederim Basri Bey vardı.Şaşırdım, bir şey söylemedim.Basri Bey, yüzümün asık olduğunu görünce;
“Filiz rahatsız.Ameliyat yeri iltihaplanmış,” dedi.
Çok üzüldüm.Bir an,‘onu doktora götüreyim,’ fikri içimden geçti.Bir taksiye bindik,1938 Erzincan