“Emredersin Gomutanım.”
Dişlerini yaptık, birliğine gönderdik.Birliğine gitmemiş.Firar etmiş.Bunu duyan Yalçın teğmen:
“Eyvah!” dedi.
“Yalçın kardeş,nasıl dolandırıldın, anlat.”
“Bana dedi ki,‘Bizim orada kaçak çok güzel tabancalar var, istersen izine gittiğimde getiririm.Sen bana 500 lira ver, gerisine karışma, en iyisini getireceğim.’ Bende verdim.Meğerse beni dolandırmış.Gitti bizim paralar!”
Gülelim mi üzülelim mi bilemedik.
“Sen bunun üstüne bir bardak soğuk su iç, iyi gelir!” dedim.
Bir gün yine klinikte beraberiz.Yalçın bir askerin diş etlerini tedavi ediyor.Asker,acıyor komutanım, deyince clordetil sıkıp termoketerle yakmak istiyor.Bir baktım, askerin ağzı tutuştu,alev alev! Hemen elimi kapattım.Yüzü kızardı.
“Evladım, baban ateşe, etere yaklaşma demedi mi?
“Daldım, komutanım affedersin,” dedi.
KÖPEKTEN İNSANA DİŞ NAKLİ
Yalçın bir gün bana geldi:
“Üsteğmenim, köpekten insana diş nakli yapalım.Sizin cerrahiniz çok iyi, yapabiliriz.”
“Git,babana danış, benim aklıma yatmadı.”
“Peki,” dedi.
Sabahleyin geldi: