Makale Dizini

suladık ve geri geldik.Geri geldiğimizde eşyalar inmiş, kotan hazırlanmış,boyundurukların bakımı yapılmış,zincirler kotana bağlanmıştı.

O gün öğle yemeğimiz çok zengin idi.Herkes evinden getirdiği azık çıkınını ortaya koymuştu.Annem, bana yumurta pişirmiş,pişi ve çibörek ile biraz da un helvası koymuştu.Gelen tüm yemekler tasnif edildi,bir kısmı öğle yemeğine, bir kısmı da akşam yemeğine ayrıldı.

Yemeğimizi yedik.Ayranımızı, suyumuzu içtik ve kotana öküzleri koştuk.Artık her şey hazırdı.Boyunduruğa binmeye çalıştım, ama yere düştüm.Herkes bana güldü. Çok ağırıma gitti.Tekrar denedim, ayağımdaki çarık ıslaktı,çarıklar kaydırıyordu galiba, yine düştüm.Kıpkırmızı kesildim.İsmail amca, ayağımın kaymaması için zincire çubuk taktı.O zaman çıkabildim.Beni öptü.

“Çocuklar çarığının altını ıslatmış, kaysın diye, biz her acemiye bu oyunu yaparız, üzülme!” dedi.

O gün akşama kadar tarlanın bir ucundan diğer ucuna gittik geldik.Bir müddet sonra horaveller(maniler) havada uçuşmaya başladı.Bayağı keyifliydi.Çocuklar birbirlerine sataşıp gülüşüyorlardı.Ara sıra boyunduruk üstünde yorulduğumuzu gören kotancı;

“Ho, hodak, hooo!” diye bağırıcınca biz de

“Ho, hodak, hoo!” diyebağırarak kendimize geliyorduk.

Biz de hayvanlarda yorulmuştuk.Boyundurukta oturmaktan kıçım acımış,zincire ayağımı koymaktan 

© Copyright Cemil Altay. Tüm hakları saklıdır.