“Kabul,” dedi.
Lojmanın karşısında tamirci adaşım Cemil’i aradım,vaziyeti anlattım, “Hatırım için beş dakika gel,” dedim.
Cemil geldi, arabanın sağına soluna baktı.Kaportayı açtı, radyatöre baktı.
“Adaş, hatırın için altıbinliraya yaparım.”
Selami sevindi, bu olayı dört bin lira ile atlatacaktı.Cemil gitti, ben ikisinede;
“Yarı yarıya anlaşın,Selami sana beş binlira versin.Kardeş, sende evine git.En azından mahkeme ve avukat masrafı ödemezsin.”
Böylece beş binliraya anlaştılar.Selami:
“Yarın gel, paranı al,” dedi.
Yusuf değme tiyatro artistlerinden güzel oynamıştı rolünü.İkimizde gülmemek için kendimizi zor tutmuştuk.
Aradan bir hafta geçtikten sonra Deniz Kulübünde güzel bir masa ayırttık.Selami’ye telefon ettim:
“Akşam Deniz Kulübünde yemeğe, Fatoş’la berber, saat 19 dabekleriz.”
Önce Filiz’le biz gittik. Selamiler geldiler.Baktılar masa sekiz kişilik.
“Başka kimler geliyor?” diye sordu.
“Sürpriz,” dedim.
Biraz sonra Yusuf, sakalını kesmiş, takım elbise giymiş, kravat takmış.Kolunda kalın bir altın takı,Boynunda altın kolye,hanımının kollarında bileziklerle