“Git, yolun açık olsun, ama tavsiyem bu gece bir düşün, yarın git.”
Aradan üç ay geçti, adam geldi. Elinde davetiye:
“Seni kızımın düğününe çağırmaya geldim.”
Elinde kocaman, kehribar bir tesbih.
“Çok dürüst adamsın, hele çay ısmarla da içelim.”
“Hoş geldin.”
“Doktor vallahimert adamsın!Paragöz değilsin.Senin yerinde başkası olsa, hemen yapalım, derdi.Muayenehaneyi de yeni açmışsın.Havada kapardın.”
Güldüm.
“Kızımın beş dişini kurtardın, benim fikrimi değiştirdin. Allah razı olsun.Bu kehribar tesbihimi lütfen kabul et, hatıra kalsın.”
“Teşekkür ederim,” dedim.
Kehribar tesbihi masamın üstüne koydu:
“Bak, bekliyorum,” dedi.
Ahbap olduk, bana çok hasta gönderdi.
Günler günleri kovaladı, kısa zamanda tutundum.Bir sene sonra Doktorlar Caddesi’nde güzel bir binada yeni aletlerle yeni kliniğimi ve kendi laboratuvarımı kurdum.Yavaş yavaş kök salmaya başladığımın farkındaydım.
Kimsenin çekemediği yirmi yaş dişlerini hekimler bana göndermeye başladılar.Çene kırıkları,kist ameliyatları,apikal rezeksiyonları göndermeye başladılar.Kısa zamanda çok iyi isim yaptım.Geçtiğim