olmayı severdik.Ekmeğimizi,yemeğimizi bölüşmeyi severdik.Sevincimizi, üzüntümüzü paylaşarak yaşamıştık.Onun için çok sevinmiştik.En çok da Nurhayat sevinmişti.Sabah erken kalkıp dolmuş beklemiyordu.Okula kendisi gidip geliyordu.
Hayat insana çok şeyler öğretiyordu. Olaylar bizim öğretmenimiz oluyordu.Her doğruda, her yanlışta bir ders öğreniyorduk.Ben artık serpilmeye, güçlenmeye başlamıştım.Babamdan sonra evin işlerini yapan ve kardeşlerime emirler yağdıran,onları bu gurbet elde sahiplenen ağabeyi rolünü üstlenmiştim.Onun için aklımda hep bir iş yapma, bir işe yarama düşüncesi vardı.
Çocuk olduğum ve pek bir şey bilmediğim için, kimse bana iş vermiyordu.Geçmişten su ve yumurta satma deneyimim vardı, ama burada başka bir şey yapmalıydım.Sonunda ayakkabı boyacısı olmaya karar verdim.Marangoza boyacı sandığımı yaptırdım.Hazırları çok pahalıydı.Tahtakale çarşısı varmış,boyacı malzemeleri orada satılıyormuş.Babamla oraya gitmeye karar verdik.Banliyö treni ile Haydarpaşa’ya geldik.İçimde sevinçle heyecanın karışımı bir mutluluk vardı.Her yere dikkatle bakıyordum.Yolu öğrenmeye çalışıyordum.
Haydarpaşa Garı çok büyük,çok ihtişamlı göründü bana.Önünde durdum, her tarafına baktım.İçimden saygı duymak geldi.Bu binayı yapanları alkışladım.Adamlara helal olsun, dedim.Büyük merdivenlerden denize doğru inerken muhteşem manzara ile karşılaşıyor insan.Karşımızda Sarayburnu,