Makale Dizini

atın başına kadar geldim.At, kendini toparladı beni başıyla geriye attı,kendimi atın sağrısında buldum.Düşmekten kurtulmuştum.Meğerse bindiğim at aygırmış.Sürüdeki kısraklara yetişmek için, dörtnala kalkmış.Çobanlar;

“Bir daha bu ata binme,biz sana bineceğin atı veririz,” dediler.

Okul zamanı geldiğinde ben yine başkalarının yanında kalacağımı biliyordum.Okulun açılmasını hiç istemiyordum.Beni nelerin beklediğini kestiremiyordum.Babamla Kars’a geldik.Beni Merkez Ortaokuluna, ikici sınıfa kayıt yaptırdı.Oradan Dilber Halamlara gittik.Kocası Yusuf enişte çok hastaydı.

“Cemil Alilerde kalsın,” dedi.

Ali ağabeyim Dilber halamın büyük oğluydu, o da faytoncuydu. Onlara yerleştim.Amcamın evi gibiydi.Atlarla beraber yaşıyorlardı.Atlara düşkünlüğümü biliyorlardı, sorun değildi.Oradaki en büyük sorunum küçük bebeklerinin devamlı ağlamasıydı.Bir türlü kendimi dersin içinde bulamıyordum.

Tanrılar beni yine bir yerlere atmıştı.Birinci karnemi beş zayıfla taçlandırmıştım.Dudaklarımı dişlerimin arasına alıyor,kanatırcasına sıkıyordum.Kendimden utanıyordum. Kendimi bir yandan suçlu hissederken,diğer yandan müdafaa sistemim, bu şartlarda bu kadar olur, diyordu.Başka bir yer bulmalıydık,burada kalırsam sınıfta kalacaktım.

Babamla meseleyi tartıştık, beni oradan alıp istasyonda yol bekçisi Musa amcanın evine yerleştirdi.Orası benim için ideal bir yer olmuştu.Artık çalışmamamâni 

© Copyright Cemil Altay. Tüm hakları saklıdır.