“Hocam, özür dilerim,ben yapmadım!” dedim, güldü:
“Eee,bayım, sen efendiymişsin, ödevini eksiksiz yapmışsın, kalk bakalım tahtaya!” dedi.
Şaşırdım! Bir aydır beni hep azarlamıştı.Hangi rüzgâronu bana yaklaştırmıştı ki? Meğerse sınıfın yarısı ödevini yapmamışveya eksik yapmış.O günden sonra barışmış olduk.
Haydarpaşa Lisesi öğretmenleri çok seçkin öğretmenlerdi. Birçoğu kendi dalında ders kitapları yazmış öğretmenlerdi.Bu liseden mezun olmak üniversite bitirmek gibi bir şeydi.Bize yalnız ders vermiyorlardı.Bir insan mühendisi, bir sanat yontucu gibi şekil ve kişilik veriyorlardı.Derse başlamadan önce eğitim veriliyordu.Çağdaş gençliğin temelleri burada atılıyordu.Fizik, kimya, biyoloji dersleri laboratuvarlarda deneylerle işleniyordu.Bizim onlara saygımız sonsuzdu.Onların bize olan sevgilerini, şefkatlerini her zaman yüzlerinden hissediyorduk.
İlk zamanlar keyifli olan tren yolculuğum, günlerin kısalmasıyla zor olmaya başladı. Sabahın karanlığında anamla beraber kalkıyorduk. Annem kahvaltı yaptırmadan beni okula göndermezdi. İki dilim ekmeğin arasına sanayağı ve ayva reçeli koyup çantama yerleştiriyordu.Bu, benim öğle yemeğimdi.Kimse görmesin diye dışarıya çıkar, bir kenarda yerdim öğle yemeğimi. Akşamın karanlığında da eve geri geliyordum. Lise birinci sınıfı böyle bitirdim.
Lise ikinci sınıfta Devlet Demir Yolları hesabına yatılı okumaya başladım. Yatılı öğrenci olmak bir