“İyi merak etmeyin.”
Evet, iki çocuk babası olmuştum.Ama benim ilkokul 4. sınıfta, ortaokul ve lisede çocuklarım da vardı.Böylece teğmen iken sekiz nüfuslu bir aile oldum.Dört çocuğun ikisi kardeşlerim,ikisi de baldızlarımdı.Kayınpeder Divriği Gar Müdürlüğüne atanınca baldızlarda bende okudular.
Biraz da kliniğimizde geçen olaylardan bahsetmek istiyorum:Torpilli yedek subay doktor ve diş hekimleri Anadolu Kavağı 30 yataklı revirine atanırlar.Benim kliniğe de bir general çocuğu, Asteğmen Artun ile bir Prof. çocuğu Asteğmen Yalçın atandı.Yalçın’nın babası Prof. Suat İsmail Gürkan, aynı zamanda benim tedavi hocamdı.Her iki meslektaşımda çok düzgün insanlardı.
Bir gün Sarıyer Pazarı’na gitmem lazımdı. Artun’a dedim ki:
“Dışarıda bir hasta kaldı, dişi çekilecek.Ona sen bak,ben pazara Sarıyer’e gidiyorum, vapuru kaçırmayayım.”
Ben pazara gittim, geri döndüm, revire geldim.Hasta koltukta perişan,Artun ondan perişan.
“Hayrola, ne oldu?”
“Komutanım, kök oynuyor, bir türlü çıkaramıyorum,buradan giriyorum, o tarafa kayıyor, oradan giriyorum, bu tarafa kayıyor!”
Şöyle bir baktım, kökü çıkarmış, tutup alamamış.
“Bana bir presel verin,” dedim, tuttum çıkardım.Yüzüme baktı,