için getirdik.Memleketimizde kalsak ya çoban yada sokak serserisi olurdunuz.”
Fena azar yemiştim.
“Anam, güzel anam hem derslerime çalışır hem de dışarıda çalışırım!Burada su da parayla, babamın maaşıyla nasıl geçiniriz?” dedim.Bana sarıldı:
“Benim güzel oğlum, boyundan büyük işe girmişsin.
Gazete,simit sat; ayakkabı boya böyle ağır işler sana göre değil,” dedi.
Ona hak vermiştim. İki gündür canım çıkmıştı.
“Olur, ana,”deyip üstümü başımı çıkardım, banyo yaptım.Yemek yemeden uyumuşum.
Ertesi gün işimi bitirdim.Yaşlı amca:
“Bu işi sana vermezdim, ama yüzünde öyle bir ifade, öyle bir yalvarış, öyle bir azim vardı ki,vermek mecburiyetinde kaldım.İkinci günü bırakır gider sandım.Bravo sana! Kendine daha hafif işler bulmanı tavsiye ederim,” dedi.
Bana on beş lira para verdi.Kazandığım en büyük paraydı.Akşama içimde önemli bir iş yapmanın gururu ile eve gittim.Paramı anama verdim.
“Başından büyük işe kalkmışsın.Karşılığını da almışsın.Bir daha sakın kömür taşıma!” dedi, beni yanağımdan öptü.
Nurhayat’ın okula gidip gelişi zor oluyordu.Babam, bu yüzden Gebze’de bir ev kiraladı.Bir ay sonra Gebze’ye taşınmıştık.Bağ evinde sıkılıyorduk.Kimseler yoktu.Oysa biz, insanlarla beraber yaşamaya alışmıştık.Komşularımızla her zaman beraber