Makale Dizini

Bu düşüncelerle onlara doğru yöneldim, ama onlar beni görünce kavgaya tutuştular.Koşarak yanlarına gittim.Ayırmaya çalıştım.Birde ne göreyim!İkisi de kavgayı bırakıp, gülerek beni dövüyorlardı.Dayağı yerken, yaptıklarının beni tuzağa çekmek için bir oyun olduğunu geç de olsa anlamıştım.Bu kavga, kaba kuvvete dayalı benim ilk ve son kavgamdı. Sonra beni dövmekten vazgeçerek, kaçıp gittiler.Erzurum’da artık arkadaş aramayı sonraya bıraktım.Koşarak eve geldim.Anneme olan biteni anlattım.Annem çok üzüldü:

“Burayı Yeniköymü zannettin?” dedi. “Git elini yüzünü yıka gel, yemek ye.”

Bu arada babam boş durmadı.Bana başka bir iş buldu.Camide namazdan sonra yaşlı, kör bir hafızla tanışmış.Sağdan soldan konuşurken babam:

“Benim ortaokul ikide bir oğlum var, ona iş arıyorum,” demiş. Hafız:

“Madem iş arıyor, beraber sebze, meyve satalım.Ben okuma yazma bilmem, ben getiririm, beraber satarız,” deyince babam:

“Olur,” demiş.

Ertesi gün Hafız Ahmet amca ile tanıştık.Beraber hale gittik.Üzüm, patates ve elma aldık.Aziziye Mahallesi’nde bir caddede satmaya başladık.Az zamanda çok iş yapmaya başladık.Akşamları paraları sayıp Hafız Ahmet amcaya veriyordum. Bir ay sonra zabıtalar müsaade etmedi.Hafız Ahmet bana paramı verdi, ayrıldık.

© Copyright Cemil Altay. Tüm hakları saklıdır.