Bayılmışım.Gözümü açtığımda kendimi evde buldum.Babam başımda ağlıyordu…
Kuzuların içinde iki tane de oğlak vardı. Alacalı oğlak benimle arkadaş olmuştu.Otlamaz, gelir bana tos vururdu.Yanımda gezerdi.Kuzuları beraber otlatırdık.Zamanla birbirimizi çok sevmiştik.İsmini “Ala” koymuştum.Bir müddet sonra ismini de öğrenmişti. “Ala,” dediğimde bana bakıyor, meleyerek cevap veriyordu.
Sonbaharda okula gitmiştim.Bir gün eve geldiğimde Ala’yı göremedim.Babam kesmişti.Bir anda yüreğim ta derindenacımıştı.Arkadaşımın canına kıyılmıştı.Çok üzüldüm.O günden sonra uzun bir müddet et yemedim.Babamla bir müddet küs kaldık.Ona kendimi sevdirtmedim.Sofrasına oturmadım.Evde köşe kapmaca oynuyorduk.Yılbaşından önce beni yanına çağırdı,kendisinin de bu olaya çok üzüldüğünü söyledi.Tanrı’nın hayvanları, bitkileri bizim için yarattığını,onun için hayvanların kesilip yenmesinin gerekli olduğunu,ama benim bu olayda bu kadar çok üzüleceğimi tahmin etmediğini söyledi.Bende bu ayrılığa daha çok dayanamayacağımı bildiğim için elini öptüm,boynuna sarıldım, ağlamıştık…
O sene kış çok sert geçiyordu. Bir hafta durmadan kar yağdı.Ara sıra tipi şeklinde yağıyordu.Yollar kapandı.Okul birkaç gün tatil edildi.Geceleri Kuzey Kutbu’nda yaşıyor gibiydik.Camlar buz tutmuştu.Dışarıyı kazıyarak açtığımız ufak bir yerden görebiliyorduk.Bir sabah kalktığımızda beyaz kar üzerinde