Makale Dizini

ayağım uyuşmuştu.Bir taraftan da acıkmış, susamıştık.İsmail amca;

“Paydos!” deyince,hepimiz;

“Yaşasın!” diye bağırmıştık…

Öküzleri salıverdik,akşam yemeğimizi yedik,oyun oynayacak halimiz kalmamıştı.Sağa sola kırların üstüne serpildik.Biraz dinlendikten sonra çeşitli oyunlar oynadık.Artık yatma zamanı gelmişti.Yere minderleri serdik. Ben sırt üstü uzandım.Etraf zifiri karanlıktı.Uzaktan çakal sesleri geliyordu, ama gökyüzü yıldızlarla bezenmişti.Gökyüzünü hiç bu kadar yıldızlarla dolu görmemiştim. Göz kamaştıran bir mücevher gibiydiler…

Burada olduğum için çok mutluydum. Bir müddet yıldızlara baktım, kimisi küme halinde, kimisi diğerinden parlak,kimisi bana devamlı göz kırpıyor…

Birdenbire Zühre ninemi aradım.O yıldız diğerlerinden parlaktı.‘Herhalde budur,’ dedim.El salladım ona. Çakal seslerini yatağımdan hâlâ duyuyordum, çakalları dinleyerekZühre nineme bakarken uyumuşum.

Sabah uyandığımda, sabah ayazı yüzümü yalıyordu.Üşümeye başlamıştım.Üstüme anamın ördüğü kazağımı giydim.Güneş yakınımızdaki bir tepenin arkasından henüz doğuyordu. Tepeye doğru çılgınca koşmaya başladım.Bir an önce güneşin beni ısıtmasını istiyordum.Ben gidene kadar güneş bana gelmişti.Bir yandan da mırıldanıyordum,‘Güneş önce 

© Copyright Cemil Altay. Tüm hakları saklıdır.