sonra 60 kilometre yolu bitirmiştik.Bu benim hayatımda yaşadığım en önemli maceraydı.
O sene amcamın kızı Türkan bize geldi.Artık genç kız olmuştu.Anneme yardım eder, bizim kızımız olur, diye babam getirmişti.Karşı taraftan bir boğaz eksik olacaktı.
Bir iki ay kaldıktan sonra,bir gün halamın oğlu Abdullah bize faytonla geldi. Çay kahve içtik,yemek yedik.
“Türkan, bir ibrikle su getir, dışarıda ellerimi yıkayacağım,” dedi.
Yanında bir arkadaşı vardı,bende yıkayayım, diye beraber çıktılar.Atların yönü Kars’a dönüktü.El yıkarken Türkan’ı tuttukları gibi faytona attılar.Çığlıklar içinde kızımızı kaçırdılar.İkisi de akrabam, arkalarından bakakaldık.Babam gelince olayı anlattık.
“Yapacak bir şey yok.Kız şikâyetçi değilse nikâhlar, dönerim,” dedi.
Kars’a gitti.Nikâhıkıymış, eve döndü:
“Adam gibi isteseydi zaten verirdik.” dedi.
Ortaokul üçüncü sınıfta babam, beni uzaktan akrabası olan Şah Murat amcanın kızı Nazire ablanın yanına koydu. Nazire abla yeni evlenmişti. Çok şefkatli, sevecen, iyi yürekli bir insandı.Bana evladı gibi baktı.Bende onu annem yerine koymuştum.Yeni evlilerin birdenbire ortaokulüçüncü sınıfa giden oğulları olmuştu.Mümkün olduğu kadar onlara yük olmamaya çalışıyordum.Çarşıdan ekmeklerini, gazetelerini alırdım.Sabah erkenden, onlar kalkmadan