Parti kanalı ile Köy Enstitülerini kapatırken imam hatip okulları açmaya başladılar.
Okul tatile girdi, ortaokul üçüncü sınıfa geçmiştim. Mezra İstasyonundaki evimize ve kardeşlerime kavuşmuştum.İnsanın kendi evi başka oluyordu.Annemizin babamızın şefkati bizi mutlu ediyordu.Kuru ekmek de yesek mutlu oluyorduk.
Kuru ekmek demişken aklıma anamın yaptığı tandır ekmekler geliyor.Nasılda mis gibi kokardı,elimizi yaka yaka lavaş ekmeği kapar, üstüne tereyağı sürerek yerdik.Burcu burcu kokusu hâlâ burnumda.
Soğuk günlerde tandır başı sohbetlerimiz olurdu.Birbirimize masal anlatırdık.Bilmece sorardık.Tandır başının keyfini çıkarırdık.Dağbaşında olmamıza rağmen hayat bize sıkıcı gelmiyordu.Topu topu dört evdik, ama bir ev gibiydik.O gün ne pişirmişsek birer sahanda komşulara götürürdük.Onlarda zaman zaman bize getirirlerdi.
Canip bebekti, Cahit artık yaramazlığa başlamıştı.Oynamayı çok seviyordu.
“Ağabey, bir oyun havası söyle oynayacağım,” dedi.
“Haydi, oyna,” dedim.
Şarkım:
İt de böyle oynamaz
Kurt da böyle oynamaz
Cahit de böyle oynamaz!”
Birkaç kere tekrar ettim, çok hoşuna gitmişti. Bazen bana;