Makale Dizini

gittiğimiz yol olduğu için sağa sola sapmadan zar zor köye ulaştık.

Bakkala girdik.İçeride soba gürül gürül yanıyordu.Bakkal şaşırdı!Hayretler içinde yüzümüze bakıyordu.

“Bu tipide buraya nasıl geldiniz?Anneniz babanız size nasıl kıydı? Ya yolunuzu kaybetseydiniz, tipide donsaydınız! Haydi çıkarın paltonuzu, yüzlüğünüzü.Biraz ısının,bir bardak çay için,” dedi.

Bizi hemen geri göndermedi.Yanımıza bir delikanlı verdi. Şekerimizi aldık, yola koyulduk.Biraz ilerledik.Önümüze bir tilki çıktı.Bayağı korktuk.Neyse hep beraber bir müddet sonra eve geldik.Babam delikanlıya biraz para verdi, teşekkür etti, gönderdi.

Babama olanı biteni anlattım.Bakkal amcanın babama çok kızdığını söyledim.

“Bakkal haklı, ben neden bu tipide sizi gönderdim ya donsaydınız, vay başıma!”

“Baba, o sakallı amca Hızır Dede miydi?” Babam güldü:

“Belki de…” dedi.

Yaz aylarında kendi kuzularımızı otlatırdık.Kırlarda, çayırlarda onlarla baş başa kalırdık.Orada da kendimize göre oyunlarımız vardı.Güzel taşları tren, killi toprakların üstünde tren yolları, istasyonlar yapardık.Yolları çeşitli kır çiçekleri ile süslerdik.Taştan trenlerimizin hayalini kurup, kendimizin gerçekleştirdiği bu tren yollarından elimizle sürerdik. Biz hakiki tren yolu çocuklarıydık.

© Copyright Cemil Altay. Tüm hakları saklıdır.