İki kişilik yatak ve somya almıştım.Açılır katlanır bir masa, dört adet sandalye, biraz mutfak malzemesi de almıştım.Nihayet dört ay kalacağımız bir yerdi burası.Fazla eşya almaya gerek yoktu.
Annem İstanbul’dan bana geldi.Ankara Garında, sabahın ayazında onu karşıladım.Bir taksiye binip eve gittik.
Dış kapıdan içeri adımını atınca bismillah, diyerek;
“Evin hayırlı uğurlu olsun,mutlu günler göresin,rızkınız bereketli olsun,” diye dua etti.
Ertesi gün annemi aldım, Tandoğan’daki Ordu Pazarına gittik.Anneme bir manto ve eşarp aldım,çok sevindi.:
“Kesene bereket, evlat mürüvveti görüyorum,” dedi.
Eve emayeli bir kömür sobası ve borularını,Bünyan bir halı ve annemin eksik gördüğü mutfak eşyalarını aldık.Param yoktu,Ordu Pazarının verdiği kredi ile almıştık.
Ertesi gün Doğu Ekspresi ile Erzincan’a gittik.Bizi kayınpederim Basri Bey ve Filiz karşıladı.
Sevgili kayınvalidem MuzafferHanım, bir hafta evvelden nikah hazırlıklarına başlamış,bizim için çeşitli yemekler yapmıştı.O akşam yedik içtik ve odalarımıza çekildik.İçimde tuhaf bir his vardı.Bir yanım sevinirken diğer yanım üzülüyordu.Seviniyordum, sevgilime kavuşmuştum.Üzgündüm, ona layık bir evlilik şöleni yapamamıştım.Böyle günde babam yanımda olmamıştı.Bunları düşünerek sabahladım.