mandolin çalma; her türlü spor,sağlıkçı…Kısaca dört dörtlük öğretmendi.Köylüler, onu çok seviyordu. Onlara tarımla ilgili yeni bilgiler veriyor, düğünlerine gidiyor, hastalanan insanların iğnelerini yapıyordu. Hocalarla öğretmenler arasında çok güzel uyum vardı.O zamanlar hocaların geçimini ve maaşını köylü karşılıyordu.Yani hocalar din adamıydı.Devletten maaş almadıkları için devletin politik oyunlarına alet olmazlardı.
Bizi iyi yurttaş olarak yetiştirdi.İlkokuldan mezun olduğumuzda her türlü işin altından kalkacak,her türlü yazışma yapabilecek,vatandaşlık haklarımızı arayabilecek, hayatı ve yönetimi sorgulayacakküçük adamlar olmuştuk...
Yeniköy İlkokulunda en çok beden eğitimi derslerini seviyordum.Aramızda çok çeşitli yarışmalar yapıyorduk.Bu yarışmalar, bizi hem eğlendiriyor hem de güçlendiriyordu.Öğretmenimiz spor saatlerinde bize jimnastik hareketleri yaptırırdı.Birbirimizle koşu yarışları yaptırırdı.Arada bir bizi ikiye ayırır, karşılıklı dizerdi.Ortada bir öğrenci mendil tutardı. Herkesin sıradaki numarasına göre çağrılırdı.Örneğin, 3 denince her iki sıradan üç numaralar koşarak mendilin başına gelirdi.Mendili kapan sırasına yetişene kadar koşardı. Koşma anında yakalanan kaybederdi.Bunun adı mendil kapmacaydı.Birde mendil saklamaca vardı.Daire şeklinde otururduk.Bir kişi, “Al satarım, bal satarım, ustam ölmüş, ben satarım,” tekerlemesi ile mendili bir kişinin arkasına saklardı.Mendili arkasında hisseden, ebe