girerdik.Saat dokuzda yüzümüzü, dişlerimizi, ayaklarımızı yıkar, yatağa girerdik.İşte günlük yatılı programımız böyle biterdi.
Yatılı olmanın bu katı disiplini içinde eğlenceli yanları da vardı.Orada bir sınıf, bir aile oluyor sanki.Öyle arkadaşlıklar ediniyorsunki, kardeş gibi oluyorsun.Türkiye’nin her vilayetinden gelen bu ana baba kuzuları hasretliklerini, sevgilerini,üzüntülerini, farklı kültürlerini hep bir arada harmanlarlardı.İyi ve üzgün günlerini, acılarını hep beraber bölüşüyorlardı.Tabiî ki, her arkadaşın daha fazla samimi olduğu birkaç arkadaşı oluyordu, ama hiçbir zaman sınıfın bütünlüğü bozulmuyordu.İşte size anlatacağım 5 Fen Csınıfı böyle bir sınıftı.
Sınıfa girdiğinizde kara tahtanın en üst köşesinde BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN cümlesini okursunuz.Bunu kimse silemez, silen öğretmen olursa bir daha geldiğinde bu cümleyi yine görür.Daha sonra oda silmez.Yatılı öğrencilerin bu formülü sayesinde gündüzlü öğrencilerle tez zamanda kaynaşmıştık.
Birsinin evinden yiyecek veya meyve kolisi mi gelmiş,beraber yenir.Birisinin parası mı gelmemiş, ortak kasadan borç verirdik.Hiçbir zaman birbirimizi kıskanmazdık.Ama aramızda not yarışı gizliden gizliye devam ederdi.
Bir gün Anamurlu arkadaşımıza muz geldiğini ve dolabına kilitlediğini,kimseye vermeyeceğini öğrendik.Bir şekilde dolabı açtık,bir hevenk muz, ama yeşil.Bütün arkadaşlara dağıttık onun haberi olmadan