fırçamızı ondan yedik.Sonra Boğaz KomutanıAmiral ’imiz çağırdı.
“Üsteğmen, böyle bir şeyi nasıl yapabildiniz.Nasıl beyanat verdiniz? Ankara’dan bir amiral soruşturma için gelecek.”
Çok sıkıldım,çok üzüldüm!Ne olacaksa olsun, adam öldürmedim ya, diyerek kendimi teselli ettim, ama tabii ki, bende Yalçın’ı payladım.
Bu arada asker iki gün sonra geldi.
“Nasılsın evladım?” dedim.
“Çok iyiyim komutanım.Hiçbir şikâyetim yok,ama bu dişi çıkarın.”
“Neden?”
“Komutanım,herkes alay ediyor, beni uyutmuyorlar.Kimisi,çiş ederken ayağını kaldırıyor musun? Kimisi hırlama, kuçukuçu diyorlar.”
Ve dişi çıkardık.
Yalçın’ın amcası Cerrahpaşa Hastanesinde meşhur Prof. Dr.Kazım İsmail Gürkan, Deniz Kuvvetleri Komutanı Hilmi Amiral’in arkadaşı imiş.Ona telefon açmış, durumu anlatmış,bizi affetmesini istemiş.Böylece adli soruşturmadan kurtulduk.Ama ben artık hedefte olduğumu biliyordum.Bunun burada kalmayacağını, ileride bana bir fatura kesileceğini biliyordum.On beş gün sonra Tabip Amiral Mehmet Ali teftişe geldi.Defterlerimize baktı, her şey mükemmel.Baktığımız hasta sayısı mükemmel.
“Bu protezhane ne burada?” dedi.
“Komutanım, protezleri burada yapıyoruz.Bir yılda şu kadar protez yaptık.”