“Deniz kenarında Saray Lokantası’nın yazlık kısmı güzeldir,” dediler.
Oraya gittim.Kumsala yakın bir masada oturdum.Dalgalar kumsalda gidip geliyor,ufak balık yavruları toplu halde yüzüyorlar. Kumsalda yengeç yavruları geziniyor. Kendi kendime,“Şehrin içinde doğal kıyı, doğal plaj var,” dedim.Garsona sordum:
“Burada her yerden denize girilir mi?”
“Evet,” dedi.
Tabii ki, o senelerde İskenderun Demir Çelik Fabrikası ve ona dayalı fabrikalar yoktu.
Ben sipariş vermeden garson, masama bir sürü yeşillik getirdi.
“Ben, bunları sipariş vermedim.”
“Onlardan para almıyoruz,burada adet böylene arzu ediyorsunuz?” dedi.
“Balık yemek istiyorum.”
Kaya balığı ve çoban salatası yanında iki tanede jumbo karides ızgarası yaptırayım mı?”
“Olur,” dedim.
Hiç bu kadar lezzetli balık yememiştim.Jumbo karidesleri ilk defa yedim, harikaydı.Hele nar ekşili salata çok nefisti.Hesap istedim. İstanbul’a göre çok ucuzdu.Hesabı ödedim, garsona bahşiş verdim, teşekkür etti,oradan ayrıldım.
Caddeleri gezdim, iki katlı bahçeli evler.Bahçede portakal, mandalina, limon ağaçları, kenarlarda rengarenk begonviller var.Sahilde şirin bir sayfiye kenti görünümünde.Bu kadar güzel yere neden Bahriye’de