Makale Dizini

amblemi vardı.Göğüslerinde de kırmızı ay yıldızlı fularları vardı.Sanki ayrıcalıklı kişilerdi.Korku, macera, heyecan karışımı yüz ifadeleri vardı.

Kendi kendime çocuk aklımla soruyordum:Kore ile ne alıp veremediğimiz var?Kore, bizim düşmanımız mıydı?Bu askerlere yazık değil mi?Bir kısmı belki oralarda vurulup ölecek,bir kısmı sakat dönecek,yazık değilmi?“Bu insanları ölüme götüren güce lanet olsun!” dedim.Çocuk aklımla savaşa karşıydım.O gün bugündür tüm savaşlara karşıyım.

Beşinci sınıftaydım,Amerika’dan kadana atlar sevkiyatı başlamıştı.Bir dar hat vagonuna iki at sığıyordu.Atların sağrısında US damgaları vardı.Askerlere yumurta satarken palaska, kayış gibi şeyler karşısında da yumurta satmaya başladım.Onlardan aldığım eşyaları da köylülere sattım.

Amerika motorize olunca elindeki KADANA atları bize hibe etmişti.Süt tozu, konserve, et ve peynirden sonra sıra atlara gelmişti.Çocuk aklımla bunu düşündüm.Bu atları doyurmak herhalde epey masraflı olacaktı.

Yeniköy benim yetişmemde çok önemli rol oynamıştı.İlkokulu birincilikle bitirmiştim.Recep öğretmen diplomamı verince hem sevinmiştim hem üzülmüştüm.Recep öğretmenden ayrılmak zor gelmişti.Öğretmenimin elini öptüm, vedalaştık.Babamla okuldan ayrıldık.Bizi sıfırdan alıp birçok şey öğretmişti.Bizim hamurumuzun mayasını o çalmıştı.Artık her yerde derdimizi anlatabilen,hakkımızı arayabilen,yurttaşlık görevlerinin bilincinde olan çocuklardık

© Copyright Cemil Altay. Tüm hakları saklıdır.