içerdi.Kara gözlerinin altındaki kara bıyıkları sigaradan sapsarıydı.
Çok keyifli bir adamdı.Beni çok severdi, bazen beni yanına alır, akşama kadar gezdirirdi.Arasıra atların kantarmalarını[i] bana verirdi.Atları ben yönlendirirdim.İşte o zaman kendimi çok büyük ve önemlibir iş yapıyormuş gibi görürdüm. Gururlanırdım, içimi mutluluk kaplardı. Eve geldiğimizde,“Bugün benimle akşama kadar çalıştın,para kazanmayı hakkettin,” der,elime beş kuruş tutuştururdu. Soluğu bakkalda alırdım.Ceplerimi leblebi, fıstık, kuru üzümle doldururdum.Bazen de paramı biriktirir, en çok sevdiğim cevizli sucuktan alırdım.
Kışları beyaz karlar üstünde, kızakta giderken atların boynundaki zillerin sesi çok hoşuma giderdi, çok mutlu olurdum…
Yaz günleri kapının önünde oynardık.Amcamın kızağının içinde evcilik oynardık.Amca kızı Türkan’ın bezden yapılmış bebekleri vardı.Onlar evcilik oynarken, aralarında tek erkek çocuk ben olduğum için, benim rolüm hep evin babası olurdu.Ara sıra saklambaç,körebe,seksek, ip atlama, istop gibi oyunları oynardık.
Topumuz yoktu. Top yerine çaputları sarar top yapardık.Bazen bize çok yakın olan mezbahaya gider, oradan dana sidik torbası isterdik.Onu şişirir, top yapardık.Hiçbir zaman lastik topumuz olmadı.
Evin yan tarafında atların dışkıları toplanır, samanla karıştırılarak tezek yapılırdı. Ayrıca nahır[ii] geldiğinde teneke kovalarımızı alır, nahır pisliği toplar
[i]Kantarma: Atın dilini bastırmak suretiyle zaptetmeye yarayan demir araç. İki ucundaki tokalara bağlanan kayışların bir ucu binicidedir. At bu kayışlar vasıtasıyla yönlendirilir.
[ii] Nahır: Sığır sürüsü.