Sonraki günler o ağacın altında buluşmaya başladık.O zaman Pendik çok bakirdi.Yeşil çimenler içinde birkaç papatya ve sarıçiçekler vardı.Yan yana oturduk Gayet ciddi hoca talebe ilişkisi içinde birkaç ders yaptık.Bir ara Filiz papatya falı yaptı.Ben güldüm:
“Papatyaya sorma, bana sor, seni sevip sevmediğimi.Seni çok seviyorum gülüm,” dedim.
Yanağından öpmek istedim.Geri çekildi.
“Daha erken,” dedi.
Israr etmedim, gülüştük.Sonra ben bir teklifte bulundum.Bütün kitabın problemlerini çözüp ona vermeyi,ders saatlerinde de sinemaya gitmeyi teklif ettim.
“Veya İstanbul’u gezeriz,” dedim.
Kabul etti.Bir haftada sular seller gibi çalıştım.Çözülmüş problemler defterini kendisine sundum.Çok mutlu olmuştu.
O günden sonra İstanbul kazan, biz kepçe gezmeye,sinemaya gitmeye başladık.Artık birbirimizi çocuk da olsak anlamaya başlamıştık.Bir gün kendisine trende bir soru sordum:
“Beni ne kadar seviyorsun?”
“Pire kadar,” dedi.
Benim yüzüm değişti, o güldü:
“Pire kadar aramızda kalsın, yani çok demek,” dedi.Gülüştük!
Lise bitirme sınavları başlamıştı.Hepimiz çok heyecanlıydık.Gece gündüz çalışıyorduk.Ben, Ferit, Halil, Yüksel dört kafadar; tarih, coğrafya, felsefe,