Makale Dizini

yudumluyorlardı.Hop Hop Dede çok güzel bir yere atanmıştı.

Birlikte kahvaltı yaptık. Ona gözlemlerimi anlattım,şaşırdı;

“Ne arada gezdin,vallahi yaman adamsın,” dedi.

Askeri bir vasıtaya bindik.Gece etrafı pek görememiştim.Kıvrımlı yollardan ve köylerden geçerek İskenderun’a geldik.Kenan Yarbay’ı üst komutanlığına bıraktık.Ben aynı arabayla İskenderun Deniz Hastanesine geldim.

Deniz Hastanesi o zaman şehir dışında bir yerdeydi.Başhekim SelahattinBüyükünal Albay’a uğradım.

“Hoş geldin,”dedi, bir kahve ısmarladı.

“Yüzbaşı Yalçın Güneri çok iyi meslektaşındır.Beraber güzel ve mutlu mesai yaparsınız,” dedi.

Teşekkür ettim. Lojman durumunu sordum.Bir yerleri aradı.

“Şehirdeki lojman için sıraya gireceksin.Şimdilik hastanenin arkasında Amerikalılardan kalma baraka lojmanlar var, onlardan birini tahsis edecekler.”

“Sağ olun Albay’ım,” deyip ayrıldım.

Şehre indim.Gece gelmiştim, hiçbir yeri görememiştim.Gündüz gözüyle gezmek istedim.Şehir AmanosDağlarının eteğinde körfeze kurulmuştu.Dağda bir vadi vardı, oraya Yarık Kaya adını takmışlar.O taraftan esen rüzgâr çok sert esermiş. Rüzgârın ismini de Yarık Kaya Rüzgârı koymuşlar.

Öğle yemeği yiyecektim, sordum:

© Copyright Cemil Altay. Tüm hakları saklıdır.