“Babama sordum; ‘olabilir de doku kabul etmeyebilir.Donör köpek ve alıcı hasta varsa deneyebilirsiniz’ dedi.”
Benim kafamda soru işaretleri vardı.Tıp tarihinde MÖ 600’lü yıllarda kölelerin dişleri firavunlara naklediliyormuş, diye bir şey aklımda kalmıştı.
“Tutmazsa geri çıkarırız,”dedim.
“Peki, hastanenin yemek artıklarını yiyen kapıdaki köpek donör olsun.Önemli olan alıcı.”
“Komutanım bir askeri ikna ederiz,” dedi.
O zaman kanuni durumu araştırmak hiç aklıma gelmedi.Bir askerin köpek dişi çok çürümüştü,onu ikna ettik.Operasyonu yapmak için köpeğin dişini çekmemiz gerekiyordu. Köpeğe luminal yaptık, yarı sersem oldu,ama ağzını nasıl açacağımızı bilmiyoruz.Bir er:
“Ben açarım komutanım.Kulaklarını sıkınca ağzı açılır.” dedi.
Nitekim açıldı.Köpeğin köpek dişi elimde.Operasyonu bitirdik. Telle birbirine fiske ettik,gerekli ilaçları verip gönderdik.Askere bu operasyondan kimseye bahsetmemesinitembihledik.
Ertesi gün birde baktım Hürriyet’in iç sayfasında “Köpekten insana diş nakli yapıldı,” manşeti ve Yalçın’la benim bu operasyonu yaptığımız vs. yazıyor.Başımdan kaynar sular aktı.Yalçın, yememiş içmemiş gazeteye benim adıma beyanat vermiş.Askerlikte komutandan habersiz beyanat suçtur.Kara kara gelecek telefonları,yapılacak savunmaları düşünüyorum.Biraz sonra Başhekim çağırdı.İlk