Bana bu hayatı düzenleyen aileme, beni yetiştiren öğretmenlerime,bana destek olan arkadaşlarıma ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığına binlerce teşekkürü borç bildim.
Bu düşüncelerle Beylerbeyi Astsubay Okuluna veda ettim.Arkadaşlarla vedalaştım.Bir taksi ile Kartal’daki mütevazı evimize gittim.Annem beni görünce ilk tepkisi;
“Yarabbi, sana çok şükür, bugünleri bana gösterdin!” demek oldu.
Beni öpücük yağmuruna tuttu, şapkam başımdan düşene kadar öptü.Akşam babam işten döndü.Onun elini öptüm, sarıldı bana, tebrik etti:
“Allah yolunu açık etsin.Yuvanı kur, mesut yaşa,” diye dua etti.
“Sağ ol babam!” dedim. “Babacığım, bir fikrim var, yarın kısmetse Sarıkamış’a, doğduğum yere ve Recep öğretmenimin elini öpmeye gitmek istiyorum.On beş gün izinliyiz, sonra Ankara Gülhane Tıp Akademisine gideceğim,bir sene daha eğitim göreceğiz.Sonra birliklerimizde göreve başlayacağız,”
“Çok iyi edersin,senin hamurunu o yoğurdu,sağlıcakla git, elini öp,” dedi.
Ertesi gün Doğu Ekspresi yataklı vagonundan bir bilet aldım.Kuşetli vagondan, yataklı vagona terfi etmiştim.Bir buçuk günlük bir yolculuktan sonra Sarıkamış’a vardım.Recep Öğretmen’in evini buldum.Kapıyı çaldım. Kalbim heyecandan hızlı hızlı atıyordu.Kapı açıldı genç bir bayan kapıyı açtı;
“Buyurun, kimi aradınız?”