daha ileri taşımalarını arzu ettim.Birlik maceram da böylece tamamlanmış oldu.
Bu arada bir anekdotu anlatmadan geçemeyeceğim:
O yıllarda çocuklarım üniversite tahsillerini Ankara’da yapıyorlardı.Birliğe gidiş gelişlerde yavrularımla hasret gideriyordum.Bir gün kahvaltıda Oğlum Alpay:
“Baba ben, bu arada İngilizcemi ilerletmek istiyorum.Kursa gitmek için bana destek çıkar mısın?” dedi.
“Olur, insana yapılan yatırım en iyi yatırım,” dedim.
Aradan zaman geçti, bir akşam arkadaşlarla Mülkiyeliler Birliği’nde yemek yiyelim, dedik.Masa ayırttık, akşam gittik, bir şeyler ısmarladık. Biraz sonra yemek müziği çalmaya başladı.Aaa,benim Alpay gitar çalıyor! Şaşırdım, gözlerimi sildim bir daha baktım. Daha ilk kadeh, sarhoş değilim!Tabiiki,o, benim orada olduğumu henüz görmedi.Garsonu çağırdım;
“Müzisyenlere benden içki götürün,” dedim.
Garson içkileri verdi, gitarcının kulağına;“Cemil Altay’dan.” deyince, Alpay şaşırdı,beni aranmaya başladı!Göz göze geldik.Kadeh kaldırdık.Biraz mahcup, biraz yüzü kızarıktı.Arada buluştuk:
“Oğlum, sen ne zaman öğrendin?”
“Baba, sana söylemiştim, İngilizce kursuna para istemiştim.Gitar desem vermezdin.”
“Oğlum, çok iyi yapmışsın, gurur duydum.”