Makale Dizini

Kışlar sert geçerdi.Tipi olduğu ve yol kapandığı zaman yolcutreni bir veya iki gün istasyonda kalırdı.Babamlar, yolu açmak için 50-60 kişiyigeçici işçi olarak alırlardı.Onlara keçeden yapılmış çizme, ellerine eldiven, gözlerine de gözlük verirlerdi.Yol açılana kadar yolculara su, ekmek ve yumurta satardım.Yumurtaları köyden iki buçuk kuruşa alır, beş kuruşa satardım.Suyun doyumu 5 kuruştu.İş Bankasından aldığım madeni kumbarama paralarımı atardım. O kumbaralar bana tutumlu olmayı öğretti.

Köyden yumurtaları alırken bayat yumurta almamak için kendi yöntemimizi kullanırdık.O günlerde tenekeyle Vita yağı satılırdı.Vita kabında tuzlu su taşırdım.Suyun üstüne çıkan yumurtalar bozuk demekti.O yumurtaları almazdım.Kocaman bir çaydanlığımız vardı, pişmiş yumurtaları ona koyardım.Satarken elimi de üstüne koyardım.Çünkü asker sevkiyatlarında askerler hep birden yumurta sepetine dalarlardı.Kimisi paramı verirdi, kimisi de yumurtalarımı kaçırırdı.Bende onun için bu koruma yolunu seçmiştim.

Bir gün sevkiyat askerleri gelmişti.Tren durunca hepsi kara vagonlardan inip başıma üşüştü.İçlerinden biri, mavi çinko çaydanlığımı kaptığı gibi vagona atladı, o esnada tren kalktı. Bir yandan ağlıyor, biryandan da“Çaydanlığımı atın!” diye bağırıyordum.

Makas başında çaydanlığımı attılar.Elime aldığımda bazı yerlerinin çinko kaplaması atmıştı.Eve 

© Copyright Cemil Altay. Tüm hakları saklıdır.